bana dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bana dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2013 Cuma

İstanbuldayım

Ne çok şey oldu buraya son yazdığımdan bu yana. Çok anlatacak şey var ama tam olarak zamanım yok. İstanbul'dayım artık. Her görenin sorduğu "ne yaptın; alışabildin mi?" sorusu içime fenalık getirdi. Tıpkı evlendikten sonraki 1 yıl gibi oldu. O zaman da bu sorularla muhattap olmuştuk. :) Neyse biz alışaduralım İstanbul'a siz de son 3-4 ay içerisinde İstanbul'dan objektifime yansıyanlara bakın.









Emirgan



Moda




28 Kasım 2012 Çarşamba

Taşınma



Yokluğuma aldanmayın; esasında hep buralardayım. Ancak işim başımdan fazlasıyla aşkın durumda. Sürekli bir meşguliyet hali mevcut. Kafa yorgunluğu da cabası. Yazacak çok şey var da malesef benim zamanım yok bu ara. Yoksa anlatacak 5 tiyatro oyunu, gidilen yerler, alınıp da tavsiye edilecek bir sürü şey sırada bekliyor. Şu taşınma işi aradan çıksın hepsinden bahsederiz yavaş yavaş diye de kendimi kandırıyor olabilirim. Bakalım göreceğiz.

Evet bu arada 35 yıl sonra doğup, büyüdüğüm, yaşadığım ve sevdiğim şehirden kopup başka bir şehre taşınmak durumunda kalıyorum. Benim için gerçekten çok büyük bir değişim olacak. Öyle üniversiteyi falan da dışarıda okumuşluğum yoktur. Ben gezer dolaşır şehrime, yuvama geri dönerdim. Sevdiklerim, ailem, dostlarım buradaydı. Ben buralıydım. Şimdi şehrim dediğim yere ancak ailemi ziyarete gelecek olma fikri çok garip geliyor. Kendimi çok huzursuz hissediyor, fazlasıyla korkuyorum. Bakalım günler bize ne getirecek, neler katacak, neler götürecek göreceğiz. 10 Aralık itibariyle sizelere İstanbul'dan bildiriyor olacağım. Görüşmek üzere..

6 Eylül 2012 Perşembe

Bööö

Tatil sonrası hiç çalışasım yok. Ne işimiz var bizim buralarda; daha 2 gün önce şöyle deniz kenarında şezlongda püfür püfür oturuyor, canım istediğinde denize giriyor, canım istediğinde yan devrilip yatıyordum diye dolanıp duruyorum ortalıkta. Her tatil sonrası geldiğinde insan bir fena oluyor da ben bu sefer iyice beter oldum. Bakalım ne zaman bu moddan çıkabileceğim. Dün görüp de çok beğendiğim bir karikatürü koyayım da neşem yerine gelsin bari.


9 Ağustos 2012 Perşembe

Yeni Güzelliğim

İnsanlar hazır indirim sezonu başladı diyerek mağazalara koştururken benim gidip aldıklarım indirim sezonuyla çok alakasız oldu. Biliyorum pahalı zevklerim var. Taaa orta okuldan beri böyleydi bu durum. Herkes incik boncuk takar, hadi bilemedin gümüş takar ben altın isterim her fırsatta. Evde annemin tüm mücevherlerini indirir, tek tek bakar, dener ama hiçbirini takmazdım. Annemin babası kuyumcuymuş. Ama zanaatkar olanından. Sanırım bu zevk bana ondan miras kalmış. :)) Annemin o kadar orijinal şeyleri vardı ki bakmaya doyamazdım.

Ben de her edindiğim parçayı özenle kullandım ve bir çoğunu hala çok severek kullanmaya devam ediyorum. Ama bu deli gönül ne zamandır zümrütlü bir yüzük istiyordu. Aklıma koydum ama bir türlü beğenemiyordum. Baktım istediğim gibi bulamıyorum en sonunda yaptırmaya karar verdim ve ortaya bu güzellik çıktı...


Çiçeğin ortası elmas, etrafı pırlanta, yaprakları ise zümrüt. 


Sonrasında teslim alamaya gittiğimde ise dayanamayıp aşağıdaki zümrütlü kolyeyi de aldım.



O kadar çok sevdim ki onu takmak için kombinasyon yaratıyorum. Evde bile takasım var. :)) Bir de geçen aylarda aldığım üç zincirli kolyem var. O da bu aralar en severek taktıklarımdan birisi.


13 Temmuz 2012 Cuma

Yazısı Yakında Burada..

Esasında bu akşam Londra seyahatimizi anlatmak üzere bilgisayarın başına oturdum ama çok uzun oldu ve bir türlü bitiremedim. Bu akşamlık sadece anlatacaklarımın ön gösterimi yapayım en iyisi. :))


9 Mayıs 2012 Çarşamba

Ödül Almışım

Mimlerden sonra ilk kez bir de ödül almışım. Sağolsun Gece Yürüyüşü bana "Çok Yönlü Blogger Ödülü" yollamış. Çok teşekkür ederim. İlk kez aldığım için bilemedim ama kuralları şöyle bir şeymiş.
 
Ödülün kuralları:


1. Siz de 11 arkadaşınıza vereceksiniz bu ödülü.

Şizofrenik Human
TN
Gece Yürüyüşü
logan
A&H
gözde'nin gözünden
moda(e)rator
nihan sarı
Yeşim
zoitsa
!DOZ BÜYÜCÜSÜ!

2. Ödül aldıklarını bloglarına gidip haber vermeniz gerekiyor.

Ben bu haber verme şeylerinden hoşlanmıyorum. İnsanları zorlamak gibi oluyor. Okuyup da yapmak isteyenlerin haberi olur bence :)

3. Kendimizle ilgili 7 gerçek paylaşıyoruz.

* Kırtasiye ürünlerine çok meraklıyımdır. Rengarenk kalemler alır ve iş olsun okul olsun hayatımın her döneminde çalışmayı eğlenceli kılmaya çalışırım.
 
* Ayakkabı düşkünüyümdür. Ne kadar çok ayakkabım olursa olsun her zaman istediğim, ihtiyacım olan bir ayakkabı vardır.
 
* Tüm dünyayı görmek gibi başarması neredeyse imkansız olan bir isteğim var.
 
* Son 1-2 yıl içerisinde epeyce kilo aldım ama rejim yapamadığımdan, spor ise yapmamak için bin türlü bahane uydurduğumdan aldığım kilolar benimler beraber yaşıyor.
 
* En dayanamadığım tatlı dondurmadır. Mado'nun fıstıklı ve türk kahveli dondurması favorimdir. Alaçatı'da yediğim damla sakızlı dondurmanın tadı hala damağımdadır. Liva'nın amerikan sakızlı dondurmasını severim. Buzluğumda her daim en az 2-3 tane Magnum Double Karadut - Böğürtlen vardır.
 
* Ankara'dan başka bir şehirde yaşamamış olan bendeniz bu yaşımdan sonra İstanbul'a taşınmak durumundayım ve bu gerçek benim bazen boğulacak gibi olmama sebep oluyor.
 
* Haberleri izlemekten nefret ediyorum. Dünyada ve Türkiye'de artık o kadar korkunç şeyler oluyor ve haber programları bunları o kadar sündürerek ve acıtasyon yaparak anlatıyor ki içim kaldırmıyor izlemeyi. O nedenle radyo, internet ya da gazetelerden takip ediyorum haberleri.
 

4. Size ödül veren kişiye teşekkür edin

Gece Yürüyüşü teşekkürler.

5. Versatile Blogger Ödül fotosunu blogunuza ekliyorsunuz.

1 Nisan 2012 Pazar

Game of Thrones

Esasında önyargıdan ve önyargılı olunmasından hiç hoşlanmam. Ama benim de bazı konularda biraz önyargılı olduğumu kabul ediyorum. Popüler yayınlar sanırım bu listenin başında geliyor. Örneğin Harry Potter serisini en sonuncusunun yayınından 1 ay öncesine kadar izlemeyi reddetmiştim. Hayır çocukça falan olduğunu düşündüğüm için değil; bir şekilde yeteri kadar iyi olmadığını düşündüğüm için. Ama izlediğimde özellikle son 2-3 filmin çok başarılı olduğunu fark ettim. 

Aynı şekilde Fight Club filmi de önyargılı olduklarımdan biridir. Kaç yıllık film, IMDB en iyi filmler listesinde ilk 20 içerisinde ve ben o filmi 2011 yılında izledim. Ve "neyin nesi ki bu kadar beğeniliyor" diyerek merakıma yeninilip de izledim. Ama sonuç hiç de tahmin ettiğim şekilde çıkmadı. Tek kelimeyle filme bayıldım. Bir de öyle hala izlemediğim Godfather serisi var ki umarım yakın gelecekte onu da izleyeceğim.


Bu kadar kesin yargılara sahip olmasam da "Game of Thrones" için de benzer bir yaklaşıma sahiptim. Ama bu tamamen bilgisizliktendi. Bu seriyi daha ziyade Tudors kıvamında zannediyordum ve her ne kadar ilk sezonunu büyük bir keyifle izlesem de Tudors'un ikinci sezonunu bitirememiş ve yarım bırakmıştım. İşte bu da öyle bir dizidir diye düşünüyor ve izlemiyordum. Çoook kişi yok yok izle çok güzel dese de nedense izlemek gelmiyordu içimden. Taaa ki bu diziyi önerenlerden birisi Yüzüklerin Efendisi serisini sevdiğime göre bunu da seveceğimi söyleyip olaya damardan girene kadar. İşte o günün akşamında tüm bölümlerini indirip izlemeye başladım ve tek kelimeyle bağımlısı oldum. O günden beri de büyük bir merak ve özlemle bugünü bekliyordum. 1 Nisan yani bugün itibariyle yeni sezonu başlıyor.


Game of Thrones
Güzel bir dizi arayanlara kesinlikle tavsiye edeceğim bir seridir kendisi. George R.R. Martin'in kitap serisinden uyarlamadır. Ben kitapları okumamış birisi olarak ilk sezonda çok büyük şoklar yaşadım. Belki de güzel olan budur diye düşündüğümden ilk sezonu bitirdiğim anda aldığı ilk iki kitabına henüz başlamadım. Sanırım ikinci sezonu bitirmeden de başlamayacağım. Zaten hepi topu 10 bölüm oluyor sezonu. GoT bittiğinde de diğer özlemle beklediğim True Blood başlıyor olacak. Böylesine güzel uyarlamaları hayata geçirdiği için HBO'yu ayakta alkışlıyor ve kendisini en favori kanalım ilan ediyorum.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Görülesi Bir Yer : Carmel by the Sea

Geçen yıl gittiğimiz Amerika seyahatimizde mutlaka gitmemiz söylenen bir diğer yer Carmel'di. İnanılmaz güzel bir tatil kasabası.

Carmel by the sea yolunda

Carmel by the sea yolunda

Carmel by the sea
Gerçi biz Kasım ayında gittiğimizden çok tenhaydı ama bu haliyle bile çok beğendik. Gündüzleri kalabalık olan caddeler akşamın erken saatlerinden itibaren boşalıyor. Ama bu boşluk yanıltıcı olabiliyor. Çünkü her ne kadar caddeler boş da olsa bazı restoranlarda yer bulmak mümkün olmuyor.

Carmel by the sea


Carmel by the sea

Kaldığımız otel çok sıradan bir oteldi ama sadece temiz ve rahat bir yatak aradığımızdan bizim için yeterliydi.

Carmel by the sea

İncecik kum olan gayet geniş ve güzel olan kumsala oranın sembolü niteliğindeki selvi ağaçları eşlik ediyor.   

Carmel by the sea
 
Carmel by the sea
Burası da hemen şehrin çıkışındaki kayalıklardan...

Carmel by the sea
 
Carmel by the sea

 
Carmel by the sea
Çok güzel, görülesi bir yer. Çok sevdik biz.

14 Aralık 2011 Çarşamba

Huzurun Diğer Adı Lake Tahoe

 İkinci Amerika seyahatimizi planlarken mutlaka uğramam tavsiye edilen yerlerden birisi Tahoe Gölü'ydü. Ünlü yazarların gidip inzivaya çekildikleri ve romanlarını yazdıkları yerlerden birisi. Bu gölü görmek için California ile Nevada eyaletinin sınırında yer alan adıyla uyumlu "Stateline"a gittik. Bir tarafı saf huzur olan kasaba kıvamındaki şehrin ortasından eyalet sınırı geçiyor ve Nevada Eyaleti'nin başladığı diğer yanda ise iki kocaman otel ve casinoları ile kumar cennetine adım atmış oluyorsunuz. Biz de hem huzurun hem de casinoların tadını çıkarttık. Çok başarılı olmasa da sizi çektiğimiz fotoğralarla başbaşa bırakayım.

Tahoe Gölü Yolu


Tahoe Gölü Yolu

Tahoe Gölü - Stateline

Tahoe Gölü - Stateline

Tahoe Gölü - Stateline
Kaldığımız otel Harveys; karşısında da aynı grubun diğer oteli Harrahs var. Gayet memnun kaldık otelimizden; odaları çok güzeldi. Casinosu  da Las Vegas'takilere kıyasla küçük olsa da yeterliydi. Akşam yemeğimizi otelin altındaki Hard Rock Cafe'de yedik. Buranın buffalo wings'ine bayılırım. Hele ki heavy metal sosluysa. Bir zamanlar Ankara'da vardı ve kapandığında çok üzülmüştüm.


Tahoe Gölü - Hard Rock Cafe
Stateline'ın arkasında yer alan dağlar aynı zamanda kayak merkezi olduğundan her kayak merkezinde olduğu gibi burada da kar için dua ediliyor..
 
Tahoe Gölü - Hard Rock Cafe


11 Aralık 2011 Pazar

Çam Ağacım

Camdan çam ağacım
Yeni yıl yaklaşıyor. Ben ve minik çam ağacım yeni yıla hazırız. Tamamen camdan yapılma bu küçük mükemmellik geçen yıl gittiğimiz Tahoe Gölü'nden alınma. Hediyelik eşya dükkanında gördüğüm anda vurulup hemen aldım ve kırılmasın diye bin kat baloncuğa sarıp getirdim. Hatta iki tane vardı diğerini de en yakın arkadaşlarımdan birisine hediye ettim. Ahhh nasıl da güzel bir yerdi orası. Bir başka yazıda orayı da anlatırım.

Bu da Iphone'un uygulamalarından birisiyle çizgi film görüntüsüyle çekilmiş hali..
Camdan çam ağacım

5 Aralık 2011 Pazartesi

Kararsızsanız

İki seçenek arasında kararsız kaldığınız anda yazı tura atın...


Bu işlem, sizin adınıza karar verdiği için değil; paranın havada olduğu o kısacık anda neyin gelmesini umut ettiğinizi fark ettiğiniz için her zaman işe yarar...

17 Kasım 2011 Perşembe

Tatil Serisi-5: YOL ÜSTÜNDEKİ GÜZELLİKLER

Tatil sırasında durup da manzaraya şöyle bir baktığınız ya da üzerinizde mayo/bikini varsa durup denizin tadını çıkarttıktan sonra yola devam ettiğiniz yerler vardır ya işte tatil serisinin son yazısı bunlara dair.

Antalya ile Kaş arasında bir Kaputaş Plajı vardır ki böylesi bir güzellik pek bir yerde yoktur. Malesef bir türlü burada denize giremedik. Kısmet belki bir gün.

Kaputaş Plajı

Kaputaş Plajı
Kaputaş Plajı'nın hemen yakınlarında Mavi Mağara vardır. Karadan ulaşımı yok; ancak böyle uzaktan bakabiliyorsunuz.


Mavi Mağara
Patara Plajı her daim çok güzeldir ama yolculuğunuz sırasında gün batımını izlemek için durabilir ve denizin tadını çıkartabilirsiniz.


Patara
Bir de Marmaris yakınlarında Hisarönü var. İnanılmaz güzel bir gün batımı manzarası var.


Marmaris - Hisarönü

Marmaris - Hisarönü
Her yerde mi güneş böyle güzel batar?