kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2012 Pazartesi

3 Günlük Kaçamak

Fark ettiyseniz neredeyse 1 aydır buralarda yokum. Sadece burada da değil iş haricinde pek bir yerde yok gibiyim. Bölümden 2 kişi eksildi; işler çığırından çıktı; kalanlar nefes alamaz olduk. Şaka gibi ama cidden hiçbir şeye vakit ayıramaz oldum. İşten çıkınca bilgisayar yüzü görmek istemediğimden de akşamları ya da haftasonları açmaz oldum. Bu tempo daha ne kadar sürecek belli değil. O yüzden ara ara kaçamak yapmak lazım diye düşünüp geçen haftalarda 3 günlük bir Kartalkaya yaptık. Bir gününde feci si vardı kayamadık ama yine de dinlenmiş olduk. Fotoğrafları yükleyeli olmuştu biraz ama şu 3-5 satırı yazamadığımdan koyamamıştım bloga. Genellikle telefonla çektiğimizden çok iyi kalite değil fotoğraflar. Neyse buyrunuz.

Önce yoldan başlayalım.

Kartalkaya Yolunda

Kartalkaya yolunda

Kartalkaya Yolunda
Biz Dorukkaya Otel'i daha çok beğendiğimiz ve sevdiğimiz için her seferinde oraya gitmeyi tercih ediyoruz. Bu sene telesiyeji yenilemişler; süper olmuş. Hem çok daha hızlı; hem de üstü kapalı. Böylelikle çıkarken üşümüyor, zevkle etrafı seyredebiliyorsun. İşte telesiyejden etraf..






Bu sene "Chocolate" el değiştirmiş ve "Biber Chalet" olmuş. Baştan aşağı elden geçmiş. Çok da güzel olmuş. Oturması, vakit geçirmesi gayet keyifli. Hele ki o soğukta minik bir mola verip sahlep içmesi süper..


Sisin güçlendiği zamanlarda telesiyejden otel ve Biber Chalet görünmez oluyordu.

14 Mart 2011 Pazartesi

Erciyes Saçmalığı

Bu yıl kayak sezonunu malesef çok geç açabildik. Şubat'ın son haftasonunda Kartalkaya'daydık ve kayağı ne kadar özlemiş olduğumuzu fark ettik. O nedenle kış sezonu kapanmadan doyasıya kayak yapalım istedik ve daha önceden de gitmediğimiz bir yer olsun diyerek 4 günlük bir Kayseri - Erciyes turu ayarladık. Ayarlamaz olsaydık. Amacımız doyasıya kayak yapmaktı ya hani; yalan oldu. 4 günün sadece birisinde; onda da yarım gün kayabildik ancak. Günübirlik gittiğimiz Kartalkaya'da bile bu 4 günde kaydığımızdan çok daha fazla kaymıştık.

Böyle saçma bir yer olamaz. Esasında ciddi potansiyeli bulunmasına rağmen bir işletme nasıl olmalıdır; nasıl ileriye gider bilmeyen insanlar tarafından işletildiğinden harcanan bir yer. Hafta arasında az insan bulunduğundan liftler sadece ilk etapta açılıyor; ama o da sis, kar, tipi, fırtına vs. olmazsa. Hatta bazen sebepsiz yere bile açılmadığı oluyor. Açık olan ilk etap sadece tek bir pistten kaymanıza imkan veriyor. Bu pist de doğru düzgün ezilmemiş, eğimin çok az olduğu, yaklaşık 1-1,5 km'lik bir pist. Ehhh oradan kay kay insana bıkkınlık geliyor. Gerçi bıkacak kadar kayamadık ama 4 gün sadece orada kaysak bıkardık kesin.

Dağın yukarı kısımlarındaki pistlerden kaymanızı sağlayacak diğer liftler ancak haftasonunda açılıyormuş. Haftasonu çok kalabalık olduğundan biz hafta içi gitmeyi tercih etmiştik; ama hata etmişiz. Kalabalık dediğim öyle böyle değil. Normal kayan kalabalıktan bahsetmiyorum. Kızağını alıp gelen ya da kiralayan çocuklar; pist başında çocuklarının kayışını izleyen aileler; kar motorları ile yarış yapan gençler... Yani kayan haricinde herkes tarafından yaratılan bu kalabalık hem kayanlar hem de diğerleri açısından ciddi risk teşkil ediyor. Hafta içerisinde bile örneklerini gördüğümüzden çok net konuşabiliyorum.

Hal böyleyken burası neden bir Kartalkaya olamıyor diye sormasın insanlar. Ben hafta içinde Beden  Terbiyesi'nden 2-3 adamın kaprisini çekip doğru düzgün bakılmayan 1,5 km'lik piste mahkum olacağım bir daha gelir miyim oraya? Bir daha kimselere iyi bahseder miyim oradan? Güya Erciyes'i geliştirmek için Master Plan devreye konulmuş. Bittiğinde toplamda 75 km'lik pist olacakmış. Açık olmadıktan sonra ne yapayım 75 km'yi?? Bu zihniyet değişmediği sürece bir değil bin Master Plan yapılsa Erciyes yine de adam olmazzzz.

Neyseki gittiğimiz otelden yana bir sorunumuz olmadı. Dağın tek 4 yıldızlı oteli olan Grand Eras'ta kaldık. Pazar günü haftasonu gelenlerin çıkış günü olduğundan bizim girişimize güzel bir oda ayarlayamamışlardı ama ertesi gün otel de müsait olduğundan suit oda verdiler sağolsunlar. Odadan yana rahat ettik. Zaten yemekleri de muhteşemdi. Hani bence Erciyes'e gitmeyin ama gidecekseniz de bu otelde kalabilirsiniz. Yok illa gideceğiz diyorsanız giderken Kayseri'nin en bilinen restoranlarından Kaşık-La'ya uğrarsanız bana duacı olursunuz. :))

En sevdiğim yemek mantııııı


Bu da yemeğe hazır hale gelmiş versiyonu


Ve mükemmel biriktelik Kaşık-La tabağı (Yağlama, Sarma, Yağ Mantısı ve İçli Köfte bir arada)


Bu arada Erciyes'ten inişimiz de süper şenlikliydi. Görüşün yer yer 10 metrenin altında kaldığı korkunç bir tipi, sis ve rüzgarın eşliğinde indik. Önümüzü görebilmek için mecburen gözümüze kayak gözlüklerimizi takmıştık. Ehhh o gözlüklerle diğer ekipmanlar olmadan pek bir komik olduğumuzdan araba içerisinde iki atom karınca gibi duruyorduk. :))) Aşağıda dağa çıkış yolunu kapatmış olan polis arabası bizi görünce peşimize takılıp durdurdu ve pek bir şaşkın halde bu havada nasıl indiğimizi; yukarıda jandarmanın bizi uyarıp uyarmadığını sordu. Meğersem yol çoktan kapatılmışmış. Ne inişe ne de çıkışa müsade edilmiyormuş. :)) Bakın görüşün en yüksek seviyede olduğu andan bir kare.


Ehhh elbet haberiniz olmuştur; Ankara Sibirya ile bir yarış içerisine girmiş. :) Ankara'ya geldiğimizde gördüğümüz manzara bizi şok etti. Dağ havası bizden önce Ankara'ya ulaşmıştı. Ya da kutup havası mı desem?? Tek şeritte bile ilerlemenin çok zor olduğu sevgili başkentimizin kapanmaması gereken yollarından biri olan çevre yolundan ite kaka evimize geldik. Geldik ama otoparka girmenin imkanı yok; otopark bariyerinin orada kara saplandık kaldık. Zaten kalmasak da bir şey değişmezdi; zira otoparka giren birisi de ilerleyememiş ve oracıkta kontağı kapatıp gitmiş. Neyse yol kenarında iyi kötü bir yer bulduk da oraya park ettik. Artık bu kar ne zaman kalkar yerden bilinmez. İşte bir alt sokağımızdan görüntüler.


Erciyes'te doğru düzgün fotoğraf çekemedik. O nedenle son olarak halen en sevdiğim kayak merkezi olan Kartalkaya'dan görüntülerle sizi baş başa bırakayım.




12 Aralık 2010 Pazar

Sanırım Erdim ??

Cuma akşamı yatmadan önce yılın ilk karı yağmaya başladığından mıdır bilmem ama akşam rüyamda ertesi gün delicesine kar yağdığını; bize oturmaya gelen çok sevgili arkadaşlarımızın ise kar sebebiyle gidemeyip bizde kaldıklarını ve Pazar sabahı hep beraber keyif içerisinde kahvaltı yaptığımızı gördüm.

Ertesi sabah kalktığımızda akşam için henüz bir programımız yoktu ve ben hala gidemediğimden "Av Mevsimi"ne gitmeyi çok istiyordum. Akşama bakarız diyerek günlük işlere daldım. Akşam üzeri rüyamda gördüğüm arkadaşlarımdan biri bize geldi. Eşi de bir alışveriş merkezinde vakit geçiriyormuş; ona da haber verdi işin bitince gel diye. Ve ben birden rüyamı hatırladım ve gülerek anlattım. Ama gün içerisinde hiç kar yağmamış ve halen de yağmadığından kimse ciddiye almadı.

Akşama doğru eşi de geldi; beraber yenen yemeğin ardından biraz sohbet, biraz muhabbet ve oyun sırasında dışarıda başlayan tipi şeklindeki karı görünce hep beraber yaşanan şok... Ancak cuma günü iki ailede kar lastiklerimizi taktırdığımızdan herkes rahattı. Saat 22:30'da daha fazla geç kalmayalım diyerek hızlı bir kalkış yaptılar. Kalın diye ısrar etsek de rüyamı yalancı çıkarmak adına gitmeye karar verdiler. :)

Onların ardından ortalığı toparlayıp film izlemek üzere televizyon karşısına kurulduk. Saat 23:30'da telefon çaldı. Karşı tarafta "Gelin de kartopu oynayalım" diyen bir ses... Gidememişler, evlerine gidiş yolu tamamen kapalıymış ve arabayı buldukları yere park edip; bir taksiye atlayıp geri dönmüşler. Eeeee benimle inatlaşmaya gelmez...

Oturup beraber film izledik sabah da hep beraber güle oynaya kahvaltı ettik. Biraz önce de gittiler. Ama akşama "Eyvah Eyvah"ı izlemek üzere bizi bekliyorlar. Acaba biz de onlarda mahsur kalır mıyız ki? Ben en iyisi bir istihareye yatayım...

10 Aralık 2010 Cuma

Yılın İlk Karı

Kar... Yılın ilk karı başladı...




Yazları çok sevmeme rağmen doğa olayları arasında en çok sevdiğim ve büyük bir coşkuyla karşıladığım yegane şey kardır. Ertesi sabah işe gidecek olsam da ya da iş yerinde olup da herkesin şimdi nasıl eve gideceğiz nidaları ile karşı karşıya olsam da; karın her türlü eziyetine rağmen yılın ilk karını büyük bir coşkuyla karşılarım. Benim kara karşı olan tutkumu bilen herkes de yağmaya başladığı anda arayıp benim sevincimi paylaşır. Çocuklar gibi şenimdir o an ve aklı olan herkes böylesi bir mutluluktan nasibini almalıdır. Mutluluk bulaşıcıdır çünkü... İstemeseniz bile karşınızdakinin kahkahası yüzünüzü gülümsetir; mutluluğu bir şekilde size bulaşır.


Esasında karı bu kadar seviyor olmasam bana yaptığı eziyetlerden dolayı birçok insan gibi ondan nefret etmem gerekir. Hem de benim kadar eziyetini çekmemiş olmalarına rağmen -doğunun ücra köşelerindeki insanları ayrı tutarak söylüyorum- insanların büyük kısmı kardan o kadar nefret ederler ki bahsederken beyaz kabus derler.


Halbuki çok azının lapa lapa yağan kar sebebiyle kapanan yolda 4,5 saat boyunca mahsur kaldığını ve evine ulaşamadığını tahmin ediyorum. Hatta aniden başlayan bir başka kar macerasında sırıl sıklam olana kadar zincir takmak için uğraştığını ve çok sevdiği süet montunu o karda rezil ettiğini ama yine de 3 saatten önce evine ulaşamadığını tahmin ediyorum. Ya da gecenin 2'sinde yine ani başlayan karın ardından taktığı zinciri kırılan ve yoluna zincirsiz devam etmek durumunda kalan ve bir benzin istasyonuna girmekten son anda kurtululan kişi sayısının epey az olduğunu düşünüyorum. Hatta ileride müstakbel eşi olacak ağrı içerisindeki kişiyi acilen hastaneye yetiştirmek için dışarı çıktıklarında diz boyu kar ile karşılaşan ve taksi bulmak için uğraşan da yok denecek kadar azdır.


Ama ben karı tüm bu yaşadıklarımdan önce sevmiştim ve eski yazılarımdan birinde sevdi mi sonuna kadar seven biri olduğumu söylemiştim. Sırf bir kaç sorun yaşattı bana diye sevmekten vazgeçmem. Ben her çocuk gibi karı çocukluğumda sevdim. "Yaşasın! Kar yağıyor; belki yarın okullar tatil olur." diyerek başlayan sevgim ilerleyen yıllarda saflığı çağrıştıran beyazlığı ve hani kimsenın ayak basmamış olduğu kısımlardaki temizliği, altında ne olduğunun bilinmezliği sebebiyle gizemliliği, tüm çirkinlikleri örterek kente inanılmaz güzel bir çehre kazandırdığı ve bana hissettirdiği tüm duygularla daha da derinleşti. Ama düşünüyorum da 12 yıldan bu yana, yağan o ilk karı benimle aynı coşkuyu paylaşan sevdiğim insanla karşılamıyor olsam acaba bu kadar sever miydim? Ben karı onunla bir başka sevdim...